Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da görev yapan bir kadın hâkimin, İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan tarafından silahlı saldırıya uğrayarak yaralanması kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu. Yaşanan olaya ilişkin bir açıklama yapan Erzincan Barosu Kadın Hakları Komisyonu, saldırının kadına yönelik şiddetin ulaştığı vahim boyutu bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Açıklamada, saldırının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi’nde görev yapan bir kadın hâkime yönelik olmasının, kadınların mesleği, statüsü ve konumu ne olursa olsun şiddetten muaf olmadığını açıkça gösterdiği ifade edildi. Kadınların, adaletin merkezinde dahi güvende olmadığına dikkat çekildi.
Komisyon tarafından yapılan değerlendirmede, kadına yönelik şiddetin münferit olaylar olarak ele alınamayacağı, aksine erkek egemen sistem, güç ve tahakküm ilişkileriyle beslenen yapısal bir sorun olduğu belirtildi. Şiddetin kaynağının cezasızlık politikalarıyla daha da derinleştiği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının kadınların yaşam hakkını koruyan mekanizmaları zayıflattığı, 6284 sayılı Kanun’un ise etkisizleştirildiği ifade edilerek; erkek şiddetinin “iyi hâl”, “haksız tahrik” ve “pişmanlık” indirimleriyle olağanlaştırılmasına sert tepki gösterildi.
Erzincan Barosu Kadın Hakları Komisyonu, saldırıya uğrayan kadın hâkime geçmiş olsun dileklerini iletirken, saldırıyı gerçekleştiren Muhammed Çağatay Kılıçarslan’ın derhâl görevden alınması, tutuklu yargılanması ve üst sınırdan cezalandırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, kadına yönelik şiddetin yalnızca kadınlara değil, adaletin kendisine yönelmiş bir saldırı olduğu vurgulandı.
Öte yandan son bir hafta içerisinde şiddet sonucu hayatını kaybeden avukatlar Av. Ali Aydın ve Av. Zekeriya Polat da saygıyla anıldı. Avukatlara ve yargı mensuplarına yönelik şiddetin demokrasiye vurulmuş bir darbe olduğu belirtilerek, bu şiddetin son bulması için caydırıcı tedbirlerin acilen hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
Komisyon, erkek şiddeti ve cezasızlık politikaları karşısında susmayacaklarını, “erkek adalet değil, gerçek adalet” talebini yükseltmeye devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu.