Çığlık Medya whatsapp hattına gelen bir bilgilendirmede süper Vali oalrak tanımlanan dönemin merhum Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu döneminde yapılan ve 25 köyün gerek birbiri ile gerekse merkez ile bağlantısını sağlayan köprünün girişinde köprünün kuruluşu ve Vali Yazıcıoğlu hakkında bilgilendirmenin yer aldığı panonun solduğu bayrak ve görselin renginin değiştiği bildirilmişti.
Yayınımızın ardından pek çok insan Vali Yazıcıoğlu Köprüsü hakkında bilgi araştırmaya, konuyla ilgili oarak tarafımıza mail göndermeye başladı.
Konuyla ilgili olarak İnşaat Mühendisi ismail enes erdeğer tarafından düzenlenen  Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü ve Hikayesi konulu yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.
 

1966 yılında Keban Barajının yapımına başlanılmasıyla birlikte 8 yıl sonra 1974 yılında barajda su tutulmaya başlandı ve göllenme sahası oluşmaya başladı. Daha önce Karasu üzerinde var olan ve 1957 yılında yapılmış olan Başpınar köprüsü sular alında kalmıştı.Bu köprünün su altında kalacağı baraj çalışmalarına başlanıldığı andan itibaren bilindiğinden , DSİ Genel Müdürlüğü ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında 30 Nisan 1971 tarihinde bir protokol imzalanarak Keban Barajının maliyeti çerçevesinde DSİ Genel Müdürlüğü tarafından finanse edileceği, Karayolları Genel Müdürlüğünce de yeni koda göre köprünün yapılacağı öngörülmüş ve dönemin yetkilileri tarafından yöre halkına vaat edilmişti.
Bu konu yöre halkı tarafından sürekli gündemde tutulmak amacıyla yaklaşık 20 yıl Kemaliye –Ankara arası mekik dokunmuş ve köprünün daha önce yapılmış olan protokol çerçevesinde yeniden yapılması tüm ilgili kurumlardan talep edilmiş ancak bir sonuca ulaşılamamıştı. En son Bayındırlık Bakanlığının 20 Mayıs 1993 tarihli yazısında daha önceki yazılarda verilen cevaplar yerine köprünün maliyetinin yüksek olduğu ve ekonomik olmadığı gerekçesiyle yapılamayacağı kesin bir dil ile ifade ediliyordu.

Ayrıca DSİ 9. Bölge Müdürlüğü 1993 Kasımında yazdığı bir yazıda bu işle hiçbir alakalarının olmadığını beyan ediyorlardı.

Alınan tüm bu cevaplar baraj gölünün bir anda ulaşım yönüyle dış dünyadan tecrit ettiği yöre halkı için bir yıkım demekti. Bu yörede yaşayan insanların tek çıkış noktaları bu güzergah olduğundan suyun azaldığı mevsimlerde karaya oturan bir feribot ile, küçük kayıklara esir olmuşlardı. İlçenin en kalabalık nüfusunun bulunduğu bu yörede bilhassa gurbetçiliğin fazla olması ,ayrıca iç turizm olayının hareketliliği nedeniyle kentinden köyüne ve köyünden kentine ulaşmak isteyen insanlar barajın yollarını kesmesi nedeniyle ızdırap çekmekte idiler. Konunun bir diğer boyutu da bu yöredeki köylerin terörün hedefi durumunda bulunması idi. Başbağlar Köyü katliamı bunun en canlı örneğidir. Yöredeki köylerden herhangi birinde bir olay olduğu zaman güvenlik güçlerinin müdahalesi çok zaman almakta idi. Zira ilçe merkezinden hareket edecek güvenlik konvoyunun buradaki feribotun işlevi ile orantılı olarak müdahale imkanı sınırlanıyordu. Bilhassa sonbahar ve kış aylarında su seviyesinin azalması ile feribot çalışmadığından yöre halkı kaderi ile baş başa kalıyordu. Bununla beraber yöre halkı coğrafi konum itibariyle ihtiyaçlarını sürekli kent merkezlerinden taşımak zorunda idiler. O günkü haliyle yetersizde olsa hizmet vermeye çalışan feribot Karasu ırmağının erozyon nedeniyle devamlı mil taşıması dikkate alındığında kısa bir süre sonra kenarlardaki mil ve toprak yığılmaları nedeniyle feribotun çalışması da mümkün olmayacaktı.

İliç'te Bir İşçi Daha Bulundu Adnan Keklik Olduğu Düşünülüyor İliç'te Bir İşçi Daha Bulundu Adnan Keklik Olduğu Düşünülüyor

Tüm bu nedenlerden dolayı buraya köprü yapılması bir zorunluluktu. Kurumlarda bu işi ekonomik olmadığı nedeniyle üstlenmediğine göre iş başa düşüyordu. Devlet –Millet işbirliği ile bu işe başlanacaktı.

İl Özel İdaresi öncülüğünde halk katılımı ile emaneten pratik çözümler bulunarak 200 metrenin üzerinde olan köprü açıklığının bir taşeron aracılığı ile dolgu yapılarak 70-80 metreye düşürülmesi ve bu açıklığın panel köprü ile geçilmesi kararlaştırıldı.
Başta Merhum Valimiz Sayın Recep YAZICIOĞLU’nun desteği ve İlçe Kaymakamımız Sayın Atilla ŞAHİN’in gayretleri ile Başpınar köprüsünün yapımına 1993 Eylül ayında böylece başlanıldı. Bu amaçla Kemaliye halkından 5.000..-TL yardım toplanılacaktı. İl Özel İdaresi de bu iş için 5.000.- TL. ayırmıştı. 5.000.- TL.de DPT Yatırımları Hızlandırma Fonundan karşılanması halinde 15.000.- liraya köprünün bitirilebileceği düşünülüyordu.

Ancak yıllar itibariyle gelen eskalasyonlar nedeniyle köprünün maliyeti yükseliyordu. Bu da vatandaştan ve karşılığında da İl Özel idaresinden talep edilen yardımlarla gideriliyordu.
Gerek maddi ve gerekse doğanın zor şartları altında olağanüstü gayret ve özveriler sarf edilerek ülkemizde Devlet-Millet işbirliği ile yapılan ilk proje özelliğini de taşıyan ve 24 köyün ulaşımını sağlayacak olan Başpınar Köprüsü 1997 yılında tamamlandı ve aynı yıl Eylül ayının 13. günü zamanın Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent ECEVİT ve Bakanların teşrifleri, Türkiye’nin her tarafından insanların ve medyamızın yoğun katılımıyla düzenlenen büyük ve coşkulu bir şenlik ile açılışı yapıldı.

Başlangıcından bitimine kadar her aşamada hiçbir zaman maddi ve manevi katkılarını esirgemeyen ve projenin fikir babası olan Merhum Valimiz Sayın Recep YAZICIOĞLU’nun adına izafeten köprüye “VALİ RECEP YAZICIOĞLU KÖPRÜSÜ” ismi verildi.